denizli
mayis ortasinda temmuz sicagi
yuksek derecede firinin kapagi acilmis gibi
o kadar sicak ki urperiyorum
yuruyorum bozuk kaldirimlarda
arada ayagim sendeliyor ama bilegimi burkmuyorum
sehrin ortasinda zafer gazozu fabrikasi
hemen yaninda hurriyet ilkokulu
ve cinar meydani
caminin ustunde tuhaf bir tabela (elektronik!)
yaprak kitabevi kaybolmus, kafelerden gorunmuyor
kelepir cok daha icerde artik
yurumeye devam ediyorum
kiz meslek lisesi anaokulu, kaydirakta ayaklarimi salladigim
gazi ilkokulu, cok sicak
kaldirim degistiriyorum, golge ariyorum
ruzgar basliyor, tozlar havada ucusuyor
kizi, tozu, horozu
ama en cok da tozu
niye hic degismez bazi seyler?
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
6 comments:
Why on earth do you post in Turkish?
Could you at least have the courtesy of pretending that you care what the non-turkish speakers think?
im so sorry, i never forget what you think about the things i write, well, here i wrote about denizli and its never ending connection with my past, especially my childhood. at the end i asked why things never change, anyway, i try to write in english for the next time.
ben de kız meslek lisesi anaokuluna gitmiştim! emin değilim galiba biraz kaan'la noyan'ı birbirine düşürmüştüm orda ;) insan her şeyi hatırlayamıyor artık.. ama bugünlerde ben de geçmişe olan bağları düşünüyordum. geçmiş niye her zaman bu kadar zengin bir kaynak sunmak zorunda bana diye. şu 'an'ı seviyorum halbuki. eskiden sevebildiğimden çok daha fazla.
bendeki anaokulunda cekilmis bir fotografta herkes var: utku senturk, goze, noyan, kaan dha tanidik bir dolu yuz, korodayiz, cok komik bisi. benim gecmis baglantim bulundugum yerle ilgili simdilik, disari her ciktigimda mutlaka gozumun onunde birseyler canlaniyor. ben de "an" imi yasamak istiyorum "animi" degil.
cok guzel olmus bu siir...denizliden yeni donmus biri olarak, tam da boyle hissettim...
Çok önemli bir ayrıntıyı unutmuşsun. Yollar tampon tampona arabayla dolu. Artık otomobil sahibi olmak bir yerden bir yere giderken zaman kazandırmıyor. Gittikçe statü sembolü yönü ağır basıyor galiba.
Ayrıca bu günlerde öğlen vakti dışarı çıkılınca beynin kafatasının içinde fokur fokur kaynadığı hissedilebiliyor.
Post a Comment